Haris Aleksiou: Mülteci Teknelerinde Yüz Yıl Önce Bizim İnsanlarımız Vardı | TURKISH GREEK NEWS-Yunanistan Haberleri,Τουρκικά Νέα,Τουρκικές ειδήσεις,Ελληνοτουρκικές ειδήσεις,Türk-Yunan Haberleri

Haris Aleksiou: Mülteci Teknelerinde Yüz Yıl Önce Bizim İnsanlarımız Vardı

Ege’de batan, batarken de yaşamları beraberinde sürükleyen mülteci teknelerine bakarken şu sözler de söylenebiliyor:

“Yaklaşık yüz yıl önce bizim insanlarımız, Anadolu Helenleri aynı kayıklara atlamışlardı. Ancak anavatana gitmek, dilini konuştuğun yere gitmek farklı (...)Mülteciliğin büyük yaralardan biri olduğu ülkemizde, şimdi başkalarının bunu yaptığını izlerken aynı şeyi yaşıyoruz”.

Sözler Yunanlı sanatçı Haris Aleksiou’ya ait. 6 Şubat Cuma günü İzmir’de vereceği konser öncesinde ANA-Türk’e konuşan Aleksiou, hayatından çeşitli kesitleri hatırlayarak, İzmir’le olan yirmi yıllık ilişkisine, son dönemde yaşanan ve “gözlerinin önünde olmasına rağmen bu ölümlerle ilgili bir şey yapamamanın trajik olması yüzünden bizleri suçluluk duygusuna iten” mülteci krizine değiniyor.

Şubat ayı Haris Aleksiou için geçmişine ve köklerine doğru ikili bir yolculuğun kapısını açacak. Baba ocağı İzmir’den, çocukluk yıllarının geçtiği Thiva ve Atina’ya, müziğe, müzikseverlere, ailesi ve arkadaşlarına bir yolculuk.

İlk bakışta ilgisiz görünen iki etkinlik, İzmir’de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’ nde 6 Şubat Cumartesi günü Takım müzik grubu ile, Ekümenik Patrik Bartholomeos’un İzmir’e ziyareti vesilesiyle vereceği konser ve 19 Şubat tarihinde Atina’da, Vasilakou Tiyatrosunda, Yorgo Nanuris’in yönetiminde sahneye konacak “El Yazması” (Heirografo) temsili, “ne için orada kaldıklarını bilmediğin” anıları tazeleyecek.

Haris Aleksiou ANA-Türk’e konuştu

İzmir’deki konserle başlayacak olursak, ailenizin topraklarına bu dönüş sizin için ne ifade ediyor?

İzmir söz konusu olduğunda, bir yere dönüyor olduğumu hissetmiyorum. Bir süreç bu, yirmi yıl önce başlamış olan ve arada bir, tek başıma ya da Sezen Aksu ile konserler verdiğim İzmir’e gittiğim ilk andan itibaren benim olan bir yere gittiğimi hissettim. Bir emin olma hissiydi bu. Evet ben burada yaşamışım; anne tarafından ailem burada yaşamış. Hatta Katina ninemin mahallesini, Aya Konstantin’i aramıştım.Tabii artık mahalle isimleri değişti.  İzmir konusunda uzman biri, Aya Konstantin’in eski fotoğraflarını bulmuştu. Dedemin evini aramıştım. Oradaki Türkler yardım etmişti bana. Mahalleyi bulduğumda, oranın suni bir göl olduğunu görmüştük. Hatta suyun içinden bir baca görünüyordu.Bu tabloyu hiçbir zaman unutmayacağım. Oradaki insanların, köklerimi bulmama yardım etmesini unutmayacağım. İzmir’in büyüklüğü beni etkilemişti. Orada hala Rumların yaşıyor olmasından etkilenmiştim. Dolayısıyla Patrik ve İzmir Rumlarından gelen konserle ilgili daveti düşünmeden kabul ettim. Bu arada Takım grubu ile çalmak benim için kışkırtıcıydı. Geleneksel müzik yapıyorlar. Hepsi çok genç ve yaptıkları şey çok duygulandırıcı.

İzmir’le olan ilişkiniz herhalde orada bir yola adınızın verilmesi ile pekişti.

Haris Aleksiou: Hala inanamıyorum. Haber verdiklerinde İzmir’e gitmiştim ve bunun şaka olduğunu sanıyordum. Eskiden Seydiköy adını taşıyan Gaziemir’in belediye başkanı ile tanıştım. Anne tarafından ailemin kökeni oradadır ve tabi ki şaka değildi. Ancak İzmir’le olan ilişkimi güçlendiren bu değildi.Bu olay bana, Yunan-Türk ilişkisine başka bir gözle bakmamı sağladı. Depremzedeler için konserler verdiğim, Sezen Aksu ile birlikte çalıştığım için oradaki halkın beni sevdiğini gördüler, bunu unutmadılar ve onurlandırma olarak buna karar verdiler. Tabi İzmir kökenli olmam da etkili olmuştur.Ben kendimi İzmirli hissediyorum çünkü Anadolulu insanlarla büyüdüm, onlardan çok şeyler aldım ve yine orada bulunacağım için çok sevinçliyim.

“Anadolulu Helenler köklerinden koparıldılar ama bugün biz seyirci olarak, başka halkların yerlerini mülteci olarak terkettiklerini görüyoruz.”

Bu bize bir zamanlar masal gibi gelirdi ama 2016’da da aynı şeyin olduğunu görüyoruz. Bizi aşan bir şey bu. Bilmiyorum ama, böylesine bir gelişmişlik düzeyine ulaşmış bir dünya varken, Mars’a ayak basmışken, geleceğimizi başka bir gezegende planlıyorken, aynı zamanda böyle bir şeyi yaşamak bizi nereye götürür, bilmiyorum. Bu sorun çözülecek mi, onu da bilmiyorum, çünkü çok karmaşık. Beni, bizi aşıyor; ama aynı zamanda suçluluk duygusuna kapılıyoruz, çünkü bu ölümler gözümüzün önünde oluverirken hiçbir şey yapamamak trajik birşey. Yaklaşık yüz yıl önce bizim insanlarımız, Anadolu Helenleri aynı kayıklara atlamışlardı. Ancak anavatana gitmek, dilini konuştuğun yere gitmek farklı. Tabi Yunanistanlılar Anadoluluları pek hoş karşılamadılar.Onlar da dışlanmış olarak yaşadılar. Ben Thiva’da Anadolu’dan gelenlerin mahallesinde büyüdüm. Babam oralıydı. Farkı görüyordum, ırkçılığı, çekememezliği, yerlilerin, Anadolu’dan gelenlerin başarılarını kıskanmalarını hatırlıyorum. Mülteciliğin büyük yaralardan biri olduğu ülkemizde, şimdi başkalarının bunu yaptığını izlerken aynı şeyi yaşıyoruz”.

Atina’da “El Yazması” temsiline hazırlanıyorsunuz. Geçmişe bu otobiyografik dalışı yapmayı neden istediniz?

Haris Aleksiou : Şarkılarımla birlikte hikayeler anlatacağım bir temsil hazırlamak istiyordum. Bir rüya temsili. Hikayeler şarkıların, şarkılar da hikayelerin devamı olacak şekilde. Hiçbir şey, kendim hakkında, yaşanmışlıklarım, anılarım hakkında konuşmamdan, konuşurken de metin ve şarkıların anlatımı ile aynı mekanda olmamdan daha basit ve süslemesiz olamazdı. Yazmakta olduğum metinlerden birçok parçayı birleştirebileceğimi gördüm. Durduk yerde yazmayı severim. Böylece, yönetmen Yorgo Nanuris’le buluştuğumda,  yönetmenin yeni nesilden biri olmasını istiyordum, ona şarkılar ve metinlerle bir şeyler anlatmak istediğimi söyledim. O da bana, bunu sadece kendi şeylerimle yapabileceğimi söyledi. Tarihi benim yaşanmışlıklarımda aramam gerektiğini söyledi. Temsil çocukluk yıllarıma kadar uzanıyor. Ancak bir kitapta okunabilecek türden bir biyografi değil. Bazı anlar vardır, anılar vardır, neden orada durduklarını bilmezsin. Belki daha ciddi bazı şeyler, aslında silinemeyecek olan bu anları ikinci plana itmiştir.

Bu dalışlar acı verir mi?

Haris Aleksiou: Acıveren, orada her zaman birinin, kapanmamış olduğu için çok kızdığın bir yaranın olduğunu görmektir. Çünkü teorik olarak, bugünü yaşadığımızı söylüyoruz, geriye dönmememiz gerektiğini, aksi taktirde ilerleyemeyeceğimizi, sürekli geriye bakarsak insan olarak gelişemeyeceğimizi düşünüyoruz. Bu doğrudur. Bunu başaran, hayatında başarılı olmuştur.Şöyle bir tespitim var: Büyümüş olmama rağmen –otuz üç yaşında bir oğlum var- hala baba evinden alınıp Atina’ya getirildiği için isyan eden bu küçük kız var. Çünkü o da bir mülteci oldu. Babam hastalandığında her şeyi Thiva’da bırakıp, hastane için Atina’ya yerleşmek zorunda kaldık. Babam hemen öldü ve annem Atina’da yaşamamıza karar verdi. O zaman ben sekiz yaşımdaydım ve bizim hayatımızı yeniden kurmamız gerekiyordu. Yeni insanlar bulmamız, mahallelerimizi, evlerimizi, kokularımızı, akrabalarımızı bırakmamız gerekiyordu. Her şey yeniden başlıyordu. İçimde iz bırakanlar var, benim bile bana dokunduklarını anlamadığım. Şimdi temsilin provalarında farkına varıyorum ki içimizde kurtarılmamış şeyler var. Allahtan mizah var seni tekrar bir dengeye sokan, bu dramın ifadesindeki abartıyı görmeni sağlayan. Mesafe koyup baktığında, tamam pek bir şey de olmamış diyorsun. O anda da bir yük kalkıyor üstünden, içinde olanı ifade ederken. O zaman da onun gerçek boyutunu görüyorsun.

Maria Kouzinopoulou

ANA-MPA TURK