Yunan adalarında tatil | TURKISH GREEK NEWS-Yunanistan Haberleri,Τουρκικά Νέα,Τουρκικές ειδήσεις,Ελληνοτουρκικές ειδήσεις,Türk-Yunan Haberleri

Yunan adalarında tatil

Yunan Adaları

Yunan adalarında, köy yaşantısını tadabileceğiniz, otantik bir tatil geçirebileceğiniz adaların başında Girit, Rodos ve Santorini geliyor. Ege kasabalarını andıran ada köyleri hepsi birbirinden popüler, birbirinden farklı. Yaz aylarında pek çok kişinin tercih ettiği Yunan Adaları'nda hem dinlenin, hem de çılgınca eğlenin...

Santorini

Thira adı verilen Santorini beyaz ve mavi evleri, otantik sokakları, caddeleri ve kemerleri birbirine bağlayan merdivenleriyle hayli ilgi çekicidir. Her yıl 1 milyon turist Santorini kraterini görmek için bu adaya gelir. 73 kilometrekarelik yüzölçümüyle diğer adalara oranla daha küçük bir Ada olan Santorini, gerçekten de muhteşem manzaraya sahiptir.

Ada 3500 yıl öncesine kadar yerli halk Minoanlılar’a ev sahipliği yapmış ve o zamanlar bir daire şeklindeymiş. Adanın ilk sakinleri buraya, burada bulunan volkanın şeklini temsil eden ve yuvarlak anlamına gelen Strogyle adını vermişler. Adadaki volkan büyük bir sarsıntıyla patlamış ve bu şiddetin sonucunda Adanın ortası sular altına gömülmüş (bazı arkeologlar Kayıp Şehir Atlantis’in burası olabileceğini düşünüyor) ve hilale benzer şekli ile bu günkü Santorini oluşmuş. Bu olay kızgın lav ve tüfün altında kalan yerli halkın hazin sonu olmuş ancak bu gün gerek benzersiz coğrafi şekli ile, gerek katılaşmış tüflerin altında binlerce yıl çok iyi korunmuş arkeolojik kalıntılarıyla Santorini’nin eşi benzeri yoktur ve bu özellikleriyle ülke turizmine hatırı sayılır bir katkıda bulunmaktadır.

Yunan Adaları’nı gezenler içlerinden en çok Santorini’nin etkileyici olduğunu söyler. Gerçekten de, Antik Zamanlar’da meydana gelen büyük bir volkanik patlama sonucunda bu günkü krater görüntüsüne sahip olan Santorini yıl boyu, bir milyonun üzerinde turistten ve balayı çiftlerinden oluşan bir ziyaretçi akınına uğrar. Santorini Krateri’nin eşsiz gün batımı manzarası her yaz Avustralya gibi uzak ülkelerden bile gelen bir çok çiftin nikahına fon oluşturur. Aynı zamanda mitolojik bir tarihe sahip olan Santorini Adası'nda bazı arkeologlar tarafından bir zamanlar Atlantislilerin yaşadığı düşünülmüştür.

Santorini adasında dilerseniz limandan kalkan botlarla kraterin ortasında bulunan adalara giderek turlara katılabilirsiniz. Adalarda şifalı olarak bilinen sular bulunmaktadır. Bu sularda yüzebilir ve dinlenebilirsiniz. Adanın bir simgesi haline gelen eşek taksiler ile yolculuk yapmayı ihmal etmeyin. Adada alışveriş yapmayı da unutmayın.

Girit

Girit Adası, Yunanistan'ın en popüler turizm bölgelerinden biridir. Girit'te turizm Yunanistan genelinden de daha hızlı gelişmektedir. Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesiştiği noktada bulunan ada, Akdeniz’deki beşinci büyük adası; ayrıca Avrupa kıtasının en güney ucu. Adanın kuzey kıyıları güneye oranla daha çok gelişmiş. Kıyıdaki kimi köylere deniz yoluyla ulaşılıyor. Ama adanın her tarafında, sahilden birkaç kilometre içeri girdiğinizde sessizlik ve huzur bulabiliyorsunuz. Batı Rönesans ile beraber Yunan düşüncesini keşfettikten sonra Yunan uygarlığı üzerine bir çok araştırmalar yapılmış, 19. yy'dan sonra da sistemli kazılara başlanmıştı. Ancak Girit ve çevresi on dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar ihmal edilmişti. Oysa Yunan kültürüne etki eden en büyük merkezlerden biri Girit adası idi.

Bir zamanlar aslanlarla korunan Girit Limanı’ndan Minoan uygarlığının başkenti ve mitolojik Minotaur’a ev sahipliği yapmış, orijinal labirentin temeli sayılan Knossos sarayı'na ulaşılır. Rehberiniz eşliğinde Minos Kralı’nın sarayının kazılarak kısmen restore edilmiş bölümünü ve çevresini gezebilirsiniz. En büyük yerleşim yeri olarak bilinen Knossos’ta binalar birbirlerine renkli mozaiklerle süslü seremoni merdivenleri ile bağlı. Kral Sarayı’nda bulunan su mermerinden yapılma taht, zambalar ve mitolojik kuş resimleri ile süslü Kral Meclisini, labirent efsanesini anımsatan yunus balıkları ile süslü duvarı ile Kraliçe’nin dairesini görebilirsiniz. Adada gezilmesi gereken bir diğer tarihi yer de Arkeoloji Müzesi... Heraklion’a dönmeden önce zengin bir Minos koleksiyonuna sahip olan müzeyi gezebilirsiniz.

Bu şirin adada Yunan yemeklerinin tadına doyamayacaksınız....

Mikonos

En popüler Yunan Adası dendiğinde Mikonos listenin başında geliyor. Mikonos'ta baştan çıkarıcı eğlenceler çok ünlü. Dünyanın dört bir yanından turist ağırlayan adada eğlence sabaha dek sürüyor. Paradise Plajı'na geldiğinizde eğlenceye kendinizi kaptırıyorsunuz. Aslında Mikonos'a bir anlamda özgürlükler adası da denebilir. Hava kararmaya başlayıp akşam olduğunda otel odalarından veya evlerinden çıkan, en güzel kıyafetleri ile eğlenceye hazırlanmış parti insanları sokakları doldurmaya başlıyor. Ada aynı zamanda doğal güzellikleriyle de insanı büyülüyor.

Simi

On iki Ada’nın belki de en çekicisi. Adaya gelenlerin ilk durağı Panoromitis koyundaki manastır. Kendi adını taşıyan ve görüntüsü bir at nalını andıran koydaki bu manastır gösterişsiz mirarisi ve iç dekorasyonuyla son derece sade bir yapı. Ancak dünyanın hemen her yerinden adaya gelen Ortodoks hacılar için önemi büyük. Simi’nin neo-klasik yapılardan oluşan limanı, turistlerin akın ettiği Khorio köyüne 375 basamaklı mermer bir merdiven ve patikalardan oluşan dar bir yolla bağlanmakta. Özellikle günbatımına yakın saatlerde oluşan pastel renkler adanın evlerini bambaşka bir havaya sokuyor. Simi’nin simgelerinden bir diğeri de hemen liman girişinde ziyaretçileri selamlayan saat kulesi. Yine şehrin yönetim binasının yanında yer alan Deniz Müzesi de atlanmaması gereken bir yer. 19. yüzyıl sonunda yapılan ve denizkızı mozaikleriyle bezeli Aya Georgios Kilisesi’ni de gezmenizi öneririz.

Rodos

On iki Ada'nın yönetim merkezi ve en büyüğü olan Rodos, çevresini saran kumsalları, yürüyüş yolları ve canlı gece hayatıyla herkesi büyüler. Faliraki, Lindos, Koskinoi,Embonas, Afandou görülmesi gereken yerlerindendir. Hemen girişindeki görkemli kalesi ve meşhur Rodos Şövalyeleri hikayeleriyle, Yunanistan Turizminin gözbebeğidir. Kentin batı kıyısı hareketli sokakları, kalabalık kumsallarıyla turistlerin en çok rağbet ettiği bölgedir.

Rodos'un öyküsü şu şekilde anlatılır; Rodos'un Lindos şehrinden heykeltraş Khares M.Ö., 280/281 Dor'ların adayı Makedonya'lıların uzun süren kuşatmalarından kurtarması şerefine limanının girişine 32 metre yüksekliğinde tunç bir heykel inşa eder. Heykel, ilahları Hellios'a ithaf edilir ve her yıl yapılan kutlamalarda, bu anıtın önünden dört atlı bir araba denize bırakılır. Rodos'lular, ilahları olan Hellios'un bu arabayla her yıl dünyanın dört bir yanını dolaştığına inanmaktadırlar. Rodos Heykeli, dünyanın yedi harikası içine dahil edilir ama ömrü kısa olur. Elinde bir meşale bulunan heykel yaklaşık 50 yıl sonra büyük bir deprem (M.Ö.223) neticesinde devrilir, 653 yılında Rodos'a giren Araplar tarafından da parçalanarak hurda haline getirilip paraya dönüştürülür.

Merkeze gitmek için kalenin içinden geçiliyor. Her şey çok iyi korunmuş. Osmanlı'nın izleri görülmeye değer. Apollon Tapınağı, antik tiyatro, kilise ve saraylarıyla antik Yunanistan'a ve Ege özelliklerine göndermeler yapmak için en uygun yerlerden.